Gaziantep
31 Mart, 2026, Salı
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Şans Sandığımız Şey Ne Aslında?

31 Mart 2026, Salı 15:37

Günlük hayatta ne kadar kolay konuşuyoruz: “Onun evi var, çok şanslı.” “Evlendi, hayatı kurtuldu.” “Çocuğu var, ne güzel kader…” Bu cümleler o kadar sıradan ki, çoğu zaman durup düşünmüyoruz bile. Ama aslında burada küçük bir kayma var: Biz “şans” dediğimiz şeyi, başkasının sahip olduklarıyla ölçüyoruz.

Sorun tam da burada başlıyor. Çünkü fark etmeden şansı bir duygu ya da deneyim olmaktan çıkarıp, bir karşılaştırma aracına dönüştürüyoruz. Yani mesele artık “benim hayatım ne?” değil; “başkasında ne var, bende ne yok?” oluyor. Bu da insanı kendi hayatından uzaklaştıran en hızlı yol.

Oysa düşünürseniz, birinin evli olması ya da olmaması, çocuğu olması ya da olmaması tek başına “iyi” ya da “kötü” bir hayat anlamına gelmez. Bunlar sadece hayatın farklı biçimleri. Ama biz bu biçimlere anlam yüklerken işi kolaylaştırıyoruz: Sahip olan “şanslı”, olmayan “eksik.”

Böyle olunca da çok kritik bir şey oluyor: Kontrol edemediğimiz alanları büyütüyoruz, kontrol edebileceğimiz alanları küçültüyoruz. “Benim şansım yok” dediğimiz anda aslında şunu da demiş oluyoruz: “Benim yapabileceğim bir şey yok.” İşte bu, fark edilmeden yapılan bir vazgeçiş.

Halbuki gerçek daha sade. Hayat dediğimiz şey, bize dağıtılan kartlardan çok, o kartlarla ne yaptığımızla ilgili. Evet, herkes aynı yerden başlamıyor. Evet, dış koşullar var. Ama bir noktadan sonra mesele şansa kalmıyor; mesele tutum oluyor.

Şunu da açıkça söylemek lazım: “Şanssızlık” dediğimiz şey her zaman bir eksiklik değildir. Bazen bir boşluktur. Ve o boşluk, insanın kendini kurabileceği bir alan açar. Hazır gelen bir hayatın içinde sürüklenmek yerine, kendi yolunu çizmek zorunda kalırsın. Bu daha zor olabilir ama daha gerçektir.

Çünkü insan, kendisinin kurmadığı bir hayatın tam anlamıyla sahibi olamaz. Dışarıdan gelen şeyler konfor sağlar ama anlam vermez. Anlam, içeriden kurulur.

O yüzden başkasının hayatına bakarken sadece görünen tarafı görüp “ne şanslı” demek eksik bir bakıştır. Kimse kimsenin yükünü, bedelini, iç hikâyesini tam olarak bilmez. Biz sadece vitrini görüyoruz.

Peki sonuç ne?

Ne sadece azim.

Ne sadece şükür.

Ne de tamamen teslimiyet.

Gerçek denge şu üçlünün birlikte var olmasında:

                •             Azim, çünkü insan hayatına müdahale edebileceği alanları kullanmak zorunda.

                •             Şükür, çünkü her şey kontrolümüzde değil ve elde olanı görmeden sağlıklı kalamayız.

                •             Teslimiyet, çünkü bazı şeyler gerçekten bizim dışımızda ve bunu kabul etmeden huzur mümkün değil.

Ama bunların içinde en belirleyici olan şudur:

İnsan, kendi hayatının sorumluluğunu aldığı ölçüde “şanslıdır.”

Yani şans, başına gelen değil; elindekilerle ne yaptığındır.

Yorumlar

  • yorum avatar
    onur
    01-01-1970 02:00

    İki büyük parti bir araya gelirse ve kuvvetli bir hükümet kurarlarsa hem akan kanı durdurabilirler hem de ekonomiye çekidüzen verirler diye düşünüyordum.Kaynak Linki = http://www.marshaber.onm/makale/notlar-defterinden-3

  • yorum avatar
    onur
    01-01-1970 02:00

    İki büyük parti bir araya gelirse ve kuvvetli bir hükümet kurarlarsa hem akan kanı durdurabilirler hem de ekonomiye çekidüzen verirler diye düşünüyordum.Kaynak Linki = http://www.marshaber.onm/makale/notlar-defterinden-3

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum