Narin Güran Cinayeti: Bir Adalet Sistemi Tartışması
2024 yılında Diyarbakır’da vahşice katledilen Narin Güran’ın davası, Türkiye’de hukukun işleyişine dair en büyük tartışmalardan birine dönüştü. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 29 Aralık 2025’te amca Salim Güran, anne Yüksel Güran ve ağabey Enes Güran hakkındaki cezaları onamasına rağmen, yeni ortaya çıkan veriler "maddi gerçeğe ulaşıldı mı?" sorusunu yeniden gündeme getirdi. 140 Journos’un belgeselinde yer alan uzmanlar, davanın bilimsel gerçeklerden koparılarak "aile içi cinayet" hipotezine hapsedildiğini savunuyor.
Belgeseldeki 30 Madde: Soruşturmanın "Karanlık" Noktaları
Belgeselde, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek ancak mahkemece göz ardı edildiği savunulan 30 kritik nokta şu şekilde sıralanıyor:
1. Yanlış Hipotez ve "Hayalet" Ev
Kolluk kuvvetlerinin en başından beri "aileden biri yapmıştır" ön kabulüyle hareket ettiği, patikaya en yakın olan ve soyadı Güran olmayan bir evin ise soruşturma boyunca "hayalet" gibi görmezden gelindiği iddia ediliyor.
2. Zaman Kurgusu ve Kamera Kayıpları
Narin’in son görüldüğü saat olan 15.11 yerine kurgunun 18.00-19.00 saatlerine çekildiği, askeri üs (Daran-2) kameralarının ise kasıtlı veya ihmal sonucu incelenmeden silindiği belirtiliyor.
3. Nevzat Bahtiyar Bilmecesi
Belgeselin en büyük tezi; cesedi saklayan Nevzat Bahtiyar’ın asıl fail olma ihtimalinin hiç tartışılmaması. Bahtiyar'ın ifadelerinin sürekli değişmesine rağmen "kurtarıcı anlatı" olarak kabul edilmesi ve ailesinin soruşturulmaması "koruma" şüphesini doğuruyor.
4. Teknik Delillerdeki Çelişki: Baz ve Dijital Veriler
Mahkumiyetin omurgasını oluşturan **"daraltılmış baz raporu"**nun bilimsel temelden uzak olduğu, telefon adım sayıları ve kamera görüntüleriyle çeliştiği iddia ediliyor. Ayrıca Nevzat Bahtiyar’ın telefonuna gözaltındayken format atılmaya çalışılması en ağır şüphelerden biri olarak öne çıkıyor.
5. PSA Bulgusu ve Cinsel İstismar Şüphesi
Narin’in bedeninde bulunan PSA bulgusunun (olası cinsel saldırı kanıtı), dosyanın aile içi cinayet kurgusunu bozacağı endişesiyle yeterince araştırılmadığı savunuluyor.
Medya ve Siyasetin Yargı Üzerindeki Gölgesi
Belgesel, medyadaki "ensest" ve "görmemesi gerekeni gördü" gibi iddiaların hiçbirinin gerekçeli kararda yer almadığını, ancak bu manipülasyonların yargı sürecini zehirlediğini vurguluyor. Devlet yetkililerinin henüz iddianame çıkmadan fail ilan etmesi, masumiyet karinesinin ihlali olarak değerlendiriliyor.
Sonuç: Hukuki Bir Mühür mü, Gerçek Adalet mi?
“Şeytantepe” belgeseline göre, mahkemenin verdiği karar maddi gerçeği ortaya çıkarmaktan ziyade, önceden kurgulanmış ve topluma kabul ettirilmiş bir anlatıyı hukuken mühürleme görevini gördü. Alternatif senaryoların (Örn: Tek failin Nevzat Bahtiyar olması) ciddiyetle tartışılmadığı bu yargılama, Türkiye hukuk tarihindeki yerini tartışmalı bir dosya olarak koruyacağa benziyor.



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.