Gaziantep
22 Temmuz, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

İMO Gaziantep’ten yapı stoku çağrısı: Yeni bir depremi mi bekliyorsunuz?

İMO Gaziantep’ten yapı stoku çağrısı: Yeni bir depremi mi bekliyorsunuz?
İnşaat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Bulut, Türkiye’de riskli yapıların belirlenmesi ve kapsamlı bir yapı stoku envanterinin hazırlanması çağrısında bulundu. Ülke genelinde güvenilir ve bütüncül bir veri tabanı bulunmadığına dikkat çeken Bulut, “Binlerce insanın daha enkaz altında kalmasını mı bekliyorsunuz?” diye sordu.

İnşaat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Bulut, Türkiye’deki yapı stokunun bilimsel yöntemlerle belirlenmesi, riskli binaların tespit edilmesi ve elde edilen verilerin sürekli güncelleneceği ulusal bir sistem kurulması çağrısında bulundu.

İMO Genel Merkezinin yapı stoku envanterine ilişkin açıklamasını paylaşan Bulut, depreme karşı güvenli kentlerin yalnızca yeni binalar yapmakla oluşturulamayacağını söyledi.

Mevcut yapıların ne kadar güvenli olduğunun bilinmesi gerektiğine işaret eden Bulut, yapı stoku envanterinin hazırlanmasının teknik bir çalışma olmanın ötesinde anayasal ve kamusal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

“Afet, riskleri yönetemeyen anlayışın sonucudur”

Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde veya kentlerde farklı sonuçlara yol açabildiğine dikkat çeken Mehmet Bulut, bunun yalnızca fayların davranışıyla açıklanamayacağını belirtti.

Kentlerin planlanma şekli, mevcut yapıların ne kadar iyi tanındığı ve risklerin nasıl yönetildiğinin can kayıpları üzerinde belirleyici olduğunu ifade eden Bulut, deprem güvenliğinin yalnızca mühendislik alanının konusu olmadığını söyledi.

Bulut, güvenli kentlerin; yapı stokunu tanıyan, bilimsel risk analizleri yapan ve elde edilen bilgileri karar süreçlerine yansıtan güçlü bir kamu yönetimiyle kurulabileceğini kaydetti.

Türkiye’de kaç riskli konut bulunuyor?

İMO açıklamasında, dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı tarafından Türkiye genelinde yaklaşık 6,8 milyon riskli konut bulunduğunun açıklandığı hatırlatıldı.

Buna rağmen Türkiye’nin mevcut yapı stokuna ilişkin bütüncül, güncel ve güvenilir bir veri sistemine sahip olmadığı savunuldu.

Birçok binanın hangi deprem yönetmeliğine göre inşa edildiğinin, kullanılan malzemelerin niteliğinin ve taşıyıcı sistemine sonradan müdahale edilip edilmediğinin bilinmediği belirtildi.

Binaların güçlendirme görüp görmediği, ruhsat ve projelerine uygun kullanılıp kullanılmadığı ile yapı kayıt belgelerinin hangi aykırılıkları kapsadığı konusunda da önemli veri eksiklikleri bulunduğu ifade edildi.

Binaların deprem performansı bilinmiyor

Mehmet Bulut, Türkiye’deki milyonlarca yapının olası bir deprem sırasındaki performansının kesin olarak bilinmediğine dikkat çekti.

Yapı stoku envanterinin yalnızca bina sayılarının kaydedildiği bir liste olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Bulut, sistemin her binanın teknik özelliklerini ve geçirdiği değişiklikleri kapsaması gerektiğini belirtti.

Bir binanın güvenliğinin yalnızca o yapıda yaşayanları ilgilendirmediğini ifade eden Bulut; çevredeki binaların, ulaşım ağlarının, altyapının, sağlık hizmetlerinin ve afet sonrası müdahale kapasitesinin de doğrudan etkilendiğini kaydetti.

17 Ağustos’tan 6 Şubat’a değişmeyen tablo

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından yapı denetimi ve deprem mevzuatında önemli değişiklikler yapıldığını hatırlatan Bulut, düzenlemelerin uygulama aşamasında yeterince korunamadığını savundu.

İmar afları, denetim sistemindeki sorunlar ve liyakatten uzak uygulamaların mevzuatı etkisiz hale getirdiğini öne süren Bulut, bunun bedelinin son olarak 6 Şubat depremlerinde ağır şekilde ödendiğini söyledi.

On binlerce insanın hayatını kaybettiği, yüz binlerce binanın yıkıldığı veya ağır hasar aldığı depremlerin ardından aynı eksikliklerin devam etmesine tepki gösterdi.

Yapı stoku envanteri neden zorunlu?

Mehmet Bulut, deprem riskine karşı önlem almanın, riskli yapıları belirlemenin ve güvenli yaşam alanları oluşturmanın devletin temel görevleri arasında bulunduğunu söyledi.

Anayasa ile belediyeler, büyükşehir belediyeleri, kentsel dönüşüm ve afet yönetimine ilişkin kanunların kamu kurumlarına önemli sorumluluklar yüklediğini belirtti.

Yapı stokunun bilimsel yöntemlerle belirlenmesi ve sürekli güncellenmesinin herhangi bir kurumun tercihine bırakılamayacağını vurgulayan Bulut, çalışmaların merkezi ve yerel yönetimlerin eş güdümüyle yürütülmesini istedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, AFAD, belediyeler, üniversiteler ve meslek odalarının ortak hareket etmesi gerektiğini kaydetti.

2017 hedefi neden gerçekleştirilemedi?

AFAD tarafından hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nda, Türkiye’nin yapı stoku envanterinin 2017 yılına kadar çıkarılmasının ve riskli yapılara müdahale edilmesinin hedeflendiği hatırlatıldı.

Ancak 2026 yılına gelinmesine rağmen ülke genelinde güvenilir ve bütüncül bir yapı stoku veri tabanı oluşturulamadığı belirtildi.

Eski yönetmeliklere göre inşa edilen, mühendislik hizmeti almayan, kaçak eklentiler yapılan veya taşıyıcı sistemine müdahale edilen milyonlarca binanın gerçek durumunun bilinmediği ifade edildi.

İmar barışı kapsamında yapı kayıt belgesi alan binaların hangi aykırılıklarının kayıt altına alındığı ve bu aykırılıkların taşıyıcı sistemi etkileyip etkilemediğinin de incelenmesi istendi.

“Neyi bekliyorsunuz?”

Türkiye’nin deprem gerçeğinin değişmeyeceğini ancak depreme hazırlanma biçiminin değiştirilebileceğini belirten Mehmet Bulut, kamu kurumlarına açık çağrıda bulundu.

Bulut, şu ifadeleri kullandı:

“Yapı stoku envanterinin çıkarılması ve riskli yapıların belirlenmesi için yeni bir felaketin kapımızı çalmasını mı bekliyorsunuz? Binlerce insanın daha enkaz altında kalmasını mı bekliyorsunuz?”

Depremlerin ardından yaşanan kayıpların kadere veya doğaya bağlanamayacağını söyleyen Bulut, bilimsel ve teknik uyarıların dikkate alınmamasının artık basit bir ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.

“Can kayıplarının sorumlusu kim olacak?”

Aradan geçen yıllara rağmen gerekli adımların atılmadığını belirten Bulut, kurumların sorumluluğu birbirine yüklediğini ileri sürdü.

Bulut, olası bir depremde yaşanabilecek kayıplarla ilgili şu soruları yöneltti:

“Yıkılan binaların ve kaybedilen canların sorumlusu kim olacak? Doğa mı, kader mi, yoksa bilimin ve tekniğin uyarılarına kulak tıkayan idareciler mi?”

İnsan yaşamının korunması için riskli yapıların deprem yaşanmadan belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulmalı

İnşaat Mühendisleri Odası, yapıların tüm yaşam döngüsünün takip edilebileceği “Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi” kurulmasını istedi.

Sistemin yalnızca bina verilerinin kaydedildiği bir arşiv olmaması gerektiği belirtilerek, yapı güvenliğinin sürekli takip edilmesi çağrısında bulunuldu.

Bir binanın ruhsat almasından yıkılmasına kadar geçen sürede yaşanan tüm değişikliklerin sisteme kaydedilmesi gerektiği ifade edildi.

Kullanım amacı değişen, güçlendirilen, tadilat yapılan, yeni kat veya bölüm eklenen ve riskli yapı olarak belirlenen binalarla ilgili verilerin güncel tutulması istendi.

Kurumların verileri tek sistemde toplanmalı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, AFAD, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile belediyelerin elindeki yapı verilerinin ortak standartlarla bir araya getirilmesi talep edildi.

Kurumlar arasında veri paylaşımı sağlanarak Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan merkezi bir sistem oluşturulması gerektiği belirtildi.

Sistemin merkezi yönetim ile yerel yönetimler tarafından ortak kullanılması, üniversiteler ve meslek odalarının da bilimsel katkı sunması istendi.

Riskli binalar için takvim oluşturulmalı

İMO, Türkiye genelinde başlatılacak kapsamlı bir kamu programıyla yapı stoku envanterinin ivedilikle çıkarılması çağrısı yaptı.

Binaların risk durumlarının bilimsel yöntemlerle belirlenmesi ve buna göre öncelik sıralaması yapılması gerektiği kaydedildi.

Güçlendirme, yenileme, dönüşüm veya tahliye edilmesi gereken yapılar için açık ve uygulanabilir bir takvim hazırlanması talep edildi.

Riskli binalarda yaşayan vatandaşların karşılaşacağı mali ve hukuki sorunların çözümü için de kamu desteği sağlanması istendi.

Yapı kayıt belgeli binalar incelenmeli

Yapı kayıt belgesine sahip binaların hangi aykırılıklar nedeniyle kayıt altına alındığının sistem üzerinden görülebilmesi gerektiği belirtildi.

Özellikle taşıyıcı sisteme yapılan müdahalelerin öncelikli olarak incelenmesi çağrısında bulunuldu.

Yapı kayıt belgesinin bir binanın deprem güvenliğini kanıtlayan teknik bir belge olmadığı hatırlatılarak, bu yapıların mühendislik esaslarına göre değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Yapılar periyodik olarak kontrol edilmeli

İMO, yapı stoku envanterinin bir kez hazırlanıp tamamlanan geçici bir proje olarak görülmemesi gerektiğini bildirdi.

Yeni yapılan, yıkılan, dönüştürülen veya güçlendirilen binalar nedeniyle envanterin sürekli değiştiğine dikkat çekilerek “Periyodik Yapı Kontrolü” sisteminin hayata geçirilmesi istendi.

Binalarda yapılan tadilatların, kullanım amacı değişikliklerinin ve taşıyıcı sisteme yönelik bütün müdahalelerin kayıt altına alınması gerektiği vurgulandı.

Veriler kamuoyuyla paylaşılmalı

Yapı stoku çalışmalarında elde edilen verilerin kamuoyundan gizlenmemesi gerektiğini belirten İMO, vatandaşların yaşadıkları bölgelerdeki riskleri bilme hakkı bulunduğunu bildirdi.

Üretilen verilerin bilimsel araştırmalara, kentsel dönüşüm çalışmalarına ve afet riskini azaltma politikalarına kaynak oluşturacağı ifade edildi.

Mehmet Bulut, İnşaat Mühendisleri Odasının insan yaşamını, bilimi ve kamu yararını esas alan bütün çalışmalara teknik ve mesleki destek vermeye hazır olduğunu açıkladı.

Kaynak: Haber Merkezi

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!